24 Ekim 2007 Çarşamba

AKDEVRİM ŞİİRLER 6

kendimi kendime şikayetimdir..
kalbim bu bedende sanki yetimdir...
mezarlık en son nihayetimdir..
nefes alıyorsam yaşarım demek...

akdevrim..istanbul..



bora kar fırtına var,
kurtar beni donmadan..
bir günüm geçmiyor,
sevdam seni anmadan...
ve kollarım boynunda
birde halkalanmadan..
sessizce ölüp gitmek,
ne demek bilirmisin..?
ölüme çeyrek kala
gel desem gelirmisin..?

akdevrim.13.01.2007.istanbul..

anekdot:romantik şair ünvanı veren sn.site yönetiçi yüreklere saygılarımla teşekkür ediyorum.Dilerim bu ünvanın gereğini yerine getiririm.saygılarımla.akdevrim.13.01.2007.Atatürk hava limanı/istanbul.


selamımı alsın her duyan yürek..
fırında pişmekte peynirli börek...
anlayan yüreğe söze ne gerek...
beni yakar yıkar ahü gözlerin...
hala sım sıcacık gönlümde yerin..

akdevrim.13.01.2007.istanbul..

her sözçüğün bir kurşun,olduğunu bilmezdim.
eğer terçihim olsa bu dünyaya gelmezdim....

beni en çok bağlayan gökte yıldız yerde yar...
yerdeki ve gökteki nedensiz bana kıyar...

yorgun düşmüş bedenim,olmaz kalbimle ayar...
aynalara düşmanım,yüreğimde neler var...

hep boşda kaldığından üşüdü bu ellerim...
birden sarardı soldu hayat veren güllerim...

yap yalnızım arkadaş kalabalık şehirde...
dal budak filiz vermek,yaşamak bir şiirde...

dayanmak kalem gibi...


akdevrim.13.01.2007.istanbul...

her harf bir kıvılcımdır,değerken tuşa parmak...
sevgi denizlerini akıt yokuşa parmak...
ne kadar incelirsin tutarken kuşa parmak...
sevgi bir kuş gibidir tutmasını bilsene...
geçmişte yaşadığın acıları silsene...

nasıl güneş acarken yağmurda var karda var..
herkes şansına baksın cani olan yarda var..
kim demiş ki inişli,yokuşda var zorda var....
sevgi bir kuş gibidir,yemlemesini bilsen...
içtiğim çay gibidir demlemesini bilsen....

akdevrim.13.01.2007.istanbul...Atatürk hava limanı..



lekesiz ve gölgesiz
hukukun eli olsam
kalemin dili olsam...

umudun aradığı,
sevdanın alı olsam,,
peteğin balı olsam...

şiir düşmanlarıyla
cidden kavgalı olsam...
yalnız başıma kalsam...

uyursan uyan yürek..
beni duymayan yürek...
çok az yol var menzile
davran ve uyan yürek..


akdevrim.13.01.2007.istanbul...

yolun sonu göründü var mı ansızın durmak...
gizlendi ellerinde tetiği çeken parmak...

neyi nasıl unutsam...?
vicdan azabına eş
yüreğinde kanıtsam...

üç beş kişi cemaat,bedeni yutan tabut...
yaşanmış bir hayatı birden unutan tabut...

omuzlarda taşınır...
yüreklerde duygular,
göz yaşıyla aşınır...

katilim olan dostum,el sallama ardımdan...
çok darbeni almışım kolumdan kanadımdan...

sevgi diye katlandım...
her vuruş her darbende
devamlı umutlandım...

akdevrim.13.01.2007.istanbul


sözçüklerde insandır,insandan uzun yaşar
bellimi olur sanki bir kaç yüz yılı aşar....

her zaman biliyorum sözçükleri uyanık...
zaman denen mevhuma onlardır hep dayanık...

yazılmayan şiirler,hancerlenmiş sözçükler...
zamanın müzesinde anladım beni bekler...

sana böyle müzeden yazdığım mektubunu
oku da sevdanı gör,ve hiç unutma bunu....

müzelik bir sevdadır,biz den sonraya kalan...
elbet bir gün olacak bizide örnek alan....

akdevrim.14.01.2007.istanbul...



imsak atana kadar,
kalem tutana kadar...
korku batana kadar...
ölüp ölüp dirildim...
ayağının altına,
halı olup serildim...
sanki gergin bir yaydım
defalarca gerildim.....
çok zordu yaşam bana
bilirmisin dün gece...

yatak yorgan yastığım,
aynaları astığım
duvarlar tutar beni...
namlusuna sürülen ,
adeta bir kurşunum...
parmağın atar beni..
tetiği çekerekten...
hedef bilmeyerekten...

gün yuvarlandı yine..
akşam olmakta dostum...
yine uzun bir gece ,
sıyrılır çıkar postum
yada çıkmam sabaha...

dört duvar içindeyim..
her metada sen varsın,
benden uzaksın ama,
mutlak beni duyarsın...


akdevrim.14.01.2007.istanbul...



bakışımın keşfettiği...
gizemli bağ nerdesin...?

ne güneşi,ne yıldızı düşünürüm ...
ne fazlayı ne azı düşünürüm
yaşanılan sensiz...

ruhumu çıplak gibi soyan,
yazgımı kendine esir eden
güç...
nerdesin...?

akdevrim.15.01.2007.istanbul...


anlamak bir hünerdir her kalemin dilini,
her sözçük yeni doğar kendisinin gelini..

anlam denen renklere özenle boyanırlar...
asırlar geçse bile yaşarlar dayanırlar...

yazarla dost olurlar,zamanla beş taş oynar...
edebiyat sanatla hep potalarda kaynar..

vizesiz bir turistdir dilden dile dolaşır...
yaşadığı zamanın izlerini de taşır...

dilim varsa ben varım....

akdevrim.15.01.2007.istanbul.



zinçirlere vurulan,
duygudan geri kalan..
bir insan tanıdın mı..?
köşe başında akşam...
acımasız karanlık
yutmakta bu şehiri
bırakmakta zehiri...

güneşe baktım batmış...
ruhumla örtüşecek,
yüreğimi kanatmış...
karanlık gece başlar...
bir göz yaşıma eştir
her dokunuşda tuşlar...

ne haldeyim bilmezsin...
ağlayan dünyam gibi...
köşe başında kaldım,
sade bir yam yam gibi...

akdevrim.15.01.2007.istanbul...




zinçirinden boşanmış..
duygular çeker beni...
birini yar bilmiştim,
yıllarca eker beni....

ne sazdan nede sözden....
anlatabildim ona...


akdevrim.15.01.2007.istanbul...

gördüğüm bir rüyaydı..
gökten bir yıldız kaydı..
acılarla yoğrulan,
hayat yerinde saydı...
sözçükler kilitlendi...
şiir birden yas tuttu...
karanlık bir odada..
varlığımı unuttu...

enkaza dönmüş gönlüm..
yanıpta sönmüş gönlüm...
dört duvar içindeyim..
yatak yorgan yastığım,
sağlam yere bastığım
ayak taşımaz beni...
işe yaramaz diye...
bir an önce yaz beni...
öldürür bu naz beni...

akdevrim.15.01.2007.istanbul..




zaman ve sen mengene,
karşımda sırıtanlar...
çekmiş gitmiş dünyadan,
göz yaşı durutanlar...

acı ölüm kolkola,
kalemler susmuş birden...
çekip gitsem mi artık
kocaman bu şehirden...?

ateş barut kan vardır,
sevgi yaşamaz burda..
bedenlerde can vardır,
kalpleri olmuş hurda...

seni anımsıyorum,
ak bir güverçin gibi...
güneşin doğuşuna
vurulan perçin gibi....

akdevrim.16.01.2007.istanbul..



hani ya akarsuydun...
nehirleri besleyen...
unutulan bir dostu
adı ile sesleyen...
enkaz olan bir kalbi...
sevgi ile süsleyen...

hala bir duraktayım...
gelir gecer dolmuşlar...
sulanmamış cicekler,
teker teker solmuşlar...
bir gün bu bedenimi
bir köşede bulmuşlar...

katilim şimdi nerde...?
aranıyor her yerde...

akdevrim.16.ocak.2007.istanbul..


zaman saniye sanki
su gibi akmaktadır...
içimde hiç sönmeyen
kıvılcım yakmaktadır...
tüm saygı,sevgileri
sakladığım üstadım
kalemimi burada
varlığına adadım...
dostluk adına çarpan..
farklı gayeye tırpan...
vuran bütün yürekler..
sevgi ve aşk adına...
tutulacak dilekler....
tek tek yolunu bekler...
bırak bozuk saatler ,
nasıl işlerse işler...
bir tek seni özlüyor
dostluk adına düşler....
tüm site dostlarımı
sıcak bir derviş gibi...
sevgiler vermiş gibi
yürekten selamladım...
edemem başka isyan...
yüreksiz aşka isyan...

sözcüklere gizlendim...
akmakta sevgi nehri,
sevgi denizlerine...
beni vurun öldürün
günahsızlar yerine...
bir acı duymaktayım,
bakarken gözlerine

zinçirlere vurulmuş....
zamanın girdabında
boş boşuna yorulmuş...
ezilmiş duygularım...
paramparca yerlerde
ben sizleri ararım...
kaç kere vurgun yedim
ve kaldım siperlerde...
gözlerimin önünden,
bir gün kalkacak perde...
benden iz kalmayacak,
bulunduğum bu yerde..

ellerimin içinden
uçtu gitti güverçin..
ruhumda fırtınalar ,
sanırım bundan hırçın..
ne gökten bir yıldızım,
nede yerden bir beyin...
yoluma yoldaş oldu...
benimle haldaş oldu...
beni hiç beklemeyin..

dört duvar sarar beni...
bütün hayaller acı....
böylece yorar beni...
güneşler doğar batar....
ateşler yanar söner...
talih yada kadermi ...
bakarsın bir gün döner
kimin haddine dostum....
bulutlara yağmuru
yağsın diye taşımak...
senelerce kanayan,
bir yarayı kaşımak...

batan güneşe veda,
karanlığına alış...
sevgi denizlerine
olurmu böyle dalış..?
her atışta oltayı...
alacaksın voltayı...

bir hayat kırıntısı...
yaşanır yaşanacak...
bir gün sevgi yağmuru,
buluttan boşanacak...
ne şemsiye ne bir dam
nede verilen idam
hiçte istemiyorum....
ıslanmak istiyorum...
islanmış bir duvara
yaslanmak istiyorum...




bir kadındı dün gece,
elinde keskin bıcak...
cehennemden bir kacak...
sandım yakacak beni...
yüksek bir taş duvara..
birden çakacak beni...
gelip gecen insanlar...
haindi bu diyecek...
ama öyle değildim...
karşısında ansızın,
göz yaşımla eğildim...
o anlattı dinledim...
çok vah edip inledim...
şimdi iki sırdaşız...
rüyalarımda yaşar...


ekmeğimde tuz gibi,
başımda yıldız gibi...
tanıdım yıllar yılı...

enson dileğin gibi,
kendi emeğin gibi...
alabilirsin balı....

damarlarımda kansın...
bir etk beni yakansın...




anlarsan beni anla...
gözümden düşen damla...
buz olur kırar seni...
gıyotindedir kellem
akdevrim sorar seni...
nerde kaldın,ne yaptın...?
umutlarımı kaptın...
güneşler doğar batar...
dost zannedersin satar...
ummadığını tutar...
anlarsan beni anla...
üzülürsün zamanla


bu hava limanından,
demir kafesler uçar...
içleri insan dolu...
herkes bir ufuk acar...
umuda ucmak gibi,
kendinden kacmak gibi..

demir kafesler iner
dert dolu keder dolu...
kırık ve param parca,
elleri sağı solu...

umuda gitmişlerdi...




kalemin dili vardır...
duygumun gülü vardır...
geceleyin burada
canlı bir ölü vardır...
güneşi doğmayacak,
yağmuru yağmayacak...
daha çok ağlayacak...
seslerin,nefeslerin...
her limana inecek
bu demir kafeslerin...
acısını verdiği..
yüreğini serdiği
sessiz bir insanım ben...
hep yaşlıdır gözlerim...
sakalları ağarmış...
bekleyen derviş gibi...
yapacağı her şeye
artık son vermiş gibi...
son günü ekler gibi...
ölümü bekler gibi
bir seni bekliyorum...




--------------------




özlendiğini bilde,
rüyama gir gör beni...
kalbim sende ısrarlı,
bu dünyadan sür beni...
okuma şiirimi,
sözcükler birer mayın,
bana zaman çok hayın...
sözcükleri okurken,
dudaklarım kanlandı,
umutlarım sonlandı...
şimdi nerelerdesin...
kesik sesin nefesin...
bir gün şeytan diyorki..
atla demir kafese
uzaklaş git buradan
kulak verme bir sese...
batarsa batsın güneş..


--------------------


kalbimdeki yangına hiç bir şey etmiyor kar...
umudumu kanladı,melek yüzlü sahtekar...
kanlı göz yaşı döker,bir gariban bestekar...
güneşmi çoktan battı,geceler geldi cattı....

sanmıyorum bu dünya hep aynı yerde kalsın...
her aşık bahcesinden ciçeği gülü alsın...
kim demişki petekde bir tadımlık tek balsın...
ansızın bu çıkışın yüreğimi kanattı...

anlayan anlar beni,kalemin dilindeyim...
ömrümü yedi beni,istanbul ilindeyim...
sevgide sular durur ne garezde kindeyim...
melek yüzlü sahtekar bir gün beni aldattı...




sen ve ben iki farklı
yoğrulan hamurdanız...
kim demiş camurdanız...
gökteki yıldızlara
sorsalar bizi tanır...
bizi gören her bulut
gölgesinden utanır...
güneş ısıtır bizi...

bora kar fırtına...
sanki bıraktı beni,
acıların sırtına...
duymayan duymayana...


--------------------

kendimden geçmişim derin bir şokta...
güneş doğmayacak daha ufukta....
bedenimi bir gün ateşte yakta...
külleri nehire salıver gitsin......

...........AKDEVRİM................


karanlık bir gecede yitirdim umudumu..
güneş doğmadan önce çağırdım tabutumu...

içi boş bir sevdaya niçin bu kadar yandım...
ruhumla bedenimle senelerce dayandım...

alacağım bir şey yok,dostlarım hoşca kalın...
size ait ne varsa şimdiden benden alın...

sade o yar gelmesin,son günümde istemem...
kırılgan bir kalbim var,asla hoş geldin demem...

hep kan ve göz yaşıdır,eylediğim ahu zar...
bedenimle acıyı mutlak yutacak mezar...

ateşe tutar gibi ...
zehiri yutar gib...
yaşattı beni kader


ruhunla bedeninle,
nedensiz bir oyuncak
olduğunu unutup,
şeytana actın kucak....

ne yerde bereket var,
ne gökten yağmur yağdı...
sevginin süründüğü,
unuttum hangi cağdı...

sen nelere özendin...
acımasız gaddarsın..
elindeki baltayla,
kol ve kanad budarsın...

doğduğum gün yakmıştım,
savaş baltalarını..
denize bırakmıştım
sevgi oltalarını...

sevgi denizlerinde,
balık tutayım dedim...
kanı kini,öfkeyi...
hep unutayım dedim...

bir gecenin birinde...
bir şey kalbimi yardı...
bir sevgili yar diye,
tek karşıma çıkardı...

ne bilirim ateşsin..
yandım yanacak kadar...
kutupları yaşattın,
dondum donacak kadar...





arzunun kahvesinde,
bekledim köşelerde...
bir kaç insanı gördüm..
ne arar şişelerde....

dedim kendi kendime,
alkollu içki yasak...
rüyamı görüyorum,
bıraksalar uyusak...

hepsi birer can ciğer,
mükemmel dost olmalı..
şu anda gördüklerim
bir burada kalmalı....




uyuduğum uykudan uyanmak istiyorum...
gökteki yıldızlara dayanmak istiyorum...

tutmayın beni burda....
yaşadım oldum hurda...

kaçıncı kez ağaclar yapraklarını döktü...
gönlümün dağlarına tamamen duman çöktü...

göz güzü görmez karda...
kalırım burda zorda...

beni iyi tanıyor burada kaldırımlar...
biraz daha başıma düşecek yıldırımlar...

yürek kalmamış yarda...
yerim yok bu diyarda....





sözcükler ülkesinde,vizesiz gezen kadın...
mezar toprağı gibi ruhumu ezen kadın...

görürsen görmezden gel,yakmayayım kendimi...
kaç kere ölmem lazım ne iş burda dendimi...

sevginin ateşidir yakar beni kül eder...
göz yaşına karışır,ansızın hayat gider...

her yaklaştıkca sana kacıyorsun uzağa...
bir tek seni selamlar,gönlünü acan doğa...


--------------------



olsam mı olmasam mı...
düşündüm saatlerce...
ve diikkatimi çekti..
şu ağacta ki serce...

koşturmaktan ibaret...
tükeniyor her nefes...
nasıl istersen rüzgar....
oradan kuvvetli es...

her sözcüğün içine,
kendimi vakumladım...
ne acıları gördüm,
neleri yudumladım...

çırpındı serce kuşu...
uçtu çıktı yokuşu..

Hiç yorum yok: